(yeni bir şey denemek istiyorum. ben başladım, siz devam edin. bakalım nasıl bir hikaye çıkacak ortaya.)
gururumu ayaklar altına alıp geldim sana o akşamüstü. havada bildik bir eylül serinliği... her zamanki yerine park ettim arabamı. güç bela nefes alır gibiydim. büyük bir gayretle açtım kapıyı. arabadan indim ve o boğucu havadan derin bir nefes aldım. eylül’ün bir oyunu muydu yoksa sen gerçekten eylül mü kokardın bilemiyorum. ama öyle bir çektim ki seni içime bir daha nefes alamamaktan korktum.
tam üç ay olmuştu. o upuzun üç ay boyunca kokunu beklemiştim, ellerinin hayaliyle yaşamıştım. ve şimdi bizi ayıran mesafeler aradan çekilmiş, kokun benim soluduğum havaya karışacak kadar yakınıma gelmiştin. belirsizlikle karışmış öyle masum bir umut vardı ki içimde. aylardır seni bekleyen ruhum umarsızca dua ediyordu seni kaybetmemek için. yürüdüm. yürüdüm. ve kapıyı çalabildim sonunda. tanıdık bir ses “kim o?” dedi. kalbim yerinden fırlayacak gibiydi “benim” derken. sonra kapı aralandı, ayıcıklı beyaz pijamalarıyla aylardır beklediğim sendin kapıda duran. soğuk bir rüzgâr esti kapı aralığından, yüzüme çarptı, durdu sonra. “sen zeki bir insansın” diyordu kapıdaki yabancı. işte o an anladım dönmemek üzere gittiğini.
Son yorumlar
2 yıl 11 hafta önce
2 yıl 16 hafta önce
2 yıl 20 hafta önce
2 yıl 21 hafta önce
2 yıl 26 hafta önce
2 yıl 26 hafta önce
2 yıl 29 hafta önce
2 yıl 29 hafta önce
2 yıl 29 hafta önce
2 yıl 32 hafta önce